Orta Çağ
Ön Asya Türk toplulukları, bu çağın başlangıcında önce Bizans, daha sonra Emevi ve Abbasi
islam devletlerinin egemenliği altında kalmış olduğu için, bu bölgelerde özel ve bağımsız bir sanat
hareketi gösterememişlerdir. Bununla beraber folklör, halı kilim motifleri gibi alanlarda, Türk
toplulukları öz varlıklarını yaşatmışlardır. Orta çağın ilk yarısını daha belirli bir şekilde gözden
geçirmek için, yine orta Asya'ya dönmemiz gerekmektedir. Orta Asya'da, köklü kültürü ile tarihte
derin bir iz bırakmış olan Uygurlar, güzel sanatlar, özellikle resim alanında da önemli bir yer
tutmuşlardır. İslamiyeti kabul ettikten sonra din yasakladığı halde resim sanatını devam ettiren
Uygurlar, bütün Oral ve Altay topluluklarını etkileri altına aldıktan başka bu sınırları aşmışlar,
yabancı sanat alanlarında bile önemli bir yer tutmuşlardır. Kubilay hanın hükmüdarlığı sırasında,
Çin'de itibar gören Uygurlu sanatçılar, burada sanatlarını üstün seviyede tutabilmişlerdir. Bugün
eski Çin metinlerinde, Uygurlu sanatçılar tarafından meydana getirilmiş Mete ve Kubilay hana ait.
minyatürlere rastlanmaktadır. Önce Selçuklu, sonra İlhanlıların Ön Asya'ya yayılmasından sonra,
Türk resmi, buradaki toplulukları tekrar sarmaya başlamış ve resmin minyatür dalı, Selçuklu ve
Osmanlılar devrinde yeni, yeni özelliklere ve tam bir olgunluğa ulaşmıştır. Bugün, Türk minyatürü,
dünya sanat tarihinde önemli bir yer tutmakta ve sanat alanlarında geniş bir ilgi toplamaktadır.
Nasıl bir özellik taşırsa taşısın din yasakları karşısında bile devam eden ve durmadan gelişen resim,
Türkler'de yaradılıştan var olan sanat zevk ve kabiliyetinin dikkate değer bir tezahürü olarak görülür.