Resim  Nedir         

Resim, sanatçının, her türlü özlem, duygu ve düşüncelerinin belli estetik ve teorik kurallar dahilinde iki boyutlu bir düzlem üzerine yansıtılmasıdır. Resim ile uğraşan sanata da resim sanatı adı verilir. Bir resimin biçimi, çizimi, tonlamaları, doku özellikleri, grafiği ve bu gibi özelliklerin bir araya getirilmesi ise o resimin kompozisyonunu meydana getirir. Rengi ise insan gözünün retinasına düşen ışık dalgaboylarının yine göz tarafından algılanması ile ortaya çıkan bir olgudur. Bu algılamalar, ışığın fiziki nesneler üzerine çarpması esnasında meydana gelen yansımalar nedeniyle muhtelif farklılıklar gösterirki bunlara da açıktan koyuya, renklerin tonları denilir. Sonuç olarak kompozisyon, gerçek yada hayal gücü olayları estetik bağlamda anlatmaya veya yalnızca sadece görsel bir biçim yaratmağa imkan sağlar.

Bilinen ilk resimler, ana sayfamızda da bir anekdot olarak konulduğu gibi, mağara duvarlarına çizilmiş hayvan resimleri, av sahneleri ve yine mağara duvarlarında bulunmuş el izleridir. Bunlar, insan soyunun düşünme yeteneğini bu dönemlerde  geliştirmiş olduğunu ispatladıkları için ayrıca değer taşırlar. Tarih boyunca duvarlara, taşa, toprağa, tahtaya, deriye, metallere, kumaşlara, kağıda, cama velhasıl bulunabilen her türlü malzemeye resim yapılmıştır. İçerik bakımından bilinen ilk resim örneklerinin kötü ruhları uzak tutmak, bereket getirmek gibi dini inançlarla yapılmış oldukları bilinmektedir. Mısır, Çin ve Hindistan'da çok çok eski dönemlerde yapılmış resimler, gündelik hayatı gösterirler, hikayeler anlatırlar ve diğer insanlara referans özellikleri taşırlar. Bu kültürlerde ressamlar bir sanatçıdan ziyade becerikli birer usta olarak görülmüşlerdir. Daha sonra özellikle uzakdoğu ve rönesans Avrupasında bu sanatçılar, eserlerinin altına imzalarını atmağa ve konu seçiminde belli bir oranda söz sahibi olmuşlar ve toplumda nispeten saygı görmeğe başlamışlardı. 19. yüzyılda ise sanatçıya sürekli bir çalışma ve yaşam ortamı sağlayan “koruyucular” giderek yok olmaya başladı ve sanatçılar topluma yalnızca galeriler ve müzeler aracılığıyla ulaşabilir duruma geldiler. Bu, artık yaşamlarını muhtelif ödüllerle ya da devletten ve ticari işletmelerden aldıkları siparişlerle sürdürmeleri anlamına gelmekteydi. Tabii, olgunlaşan bu ortam içinde sanatçılar kendi usluplarını yaratmağa, yeni ve alışılmadık biçim, malzeme ve teknikleri deneme özgürlüğüne kavuştular. Özellikle Batı sanatında egemen olan, geleneksel sınırları sürekli zorlama eğilimi, art arda yeni üslupların ortaya çıkmasına yol açtı. Sanatla ilgili yayınların artması, gezici sergilerin düzenlenmesi, sanat merkezlerinin kurulması da bu olguyu destekleyen çok önemli diğer etkenler oldu.

 

                                               GENEL BİLGİLER SAYFASINA DÖNÜŞ