Enstalasyon Sanatı
Enstalasyon
diğer adı ile yerleştirme sanatı, geleneksel sanat eserlerinin aksine, çevreden
bağımsız bir sanat nesnesi içermeyip belirli bir mekan için yaratılan, mekanın
niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının temel bir gereklilik
olduğu sanat türüdür. Kapalı veya açık mekanlarda yapılabilir.
Kökleri kavramsal sanat olan ve çağdaş sanatta
mimarlık ve performans dışında birçok başka görsel sanat disiplininden de destek
alan melez bir tarzdır. Uygulanmasında sanat eserinin sergileme veya gösterim
aşamalarını vurgulayan yerleştirme, 1970'lerde şekillenmiştir.
1960'ların ABD ve Avrupa'sında asamblaj ve çevre
terimleri sanatçıların belli bir mekanda bir araya getirdikleri malzemeler için
kullanılsa da yerleştirme tabiri sadece eserlerin sergilenme şekli, örneğin
resimlerin duvara ne şekilde ve nasıl bir düzende asıldığını ifade etmek için
kullanılıyordu. Zamanla galeri mekanının farkındalığı ile ve sanat eserinin
mekandan bağımsız gözlenemeyeceği ve hissedilemeyeceği fikriyle yerleştirme
şekli ve mekan ön plana çıkarılmaya başlanmıştır.
1960'larda izleyicinin sadece bakmakla kalmayıp
dünyada yaşadığı gibi sanat eserinin içinde yaşaması ve hatta zaman zaman onun
bir parçası olması beklentisini getirdi. Bu konudaki önemli kişilerden biri
Robert Smithson'dır. Yer (daha büyük bir mekan içinde belirli bir yer) ve
yer-olmayan (bu yerin galeride fotoğraf, harita, çeşitli malzeme ve dokümanlarla
tekrardan sunumu) arasında bir ayırım yapmıştır. Bu ayrım önmeliydi çünkü
Smithson ve Michael Heizer, Nancy Holt, James Turrel ve Walter de Maria gibi
diğer arazi sanatçıları galeri dışında çalışmalarına rağmen işleri galeri
sistemi tarafından sağlanan çerçeveye bağımlı kalmıştır. Smithson, yer ve yer
olmayan arasındaki on farkı aşağıdaki şekilde belirlemiştir:
Önceki Sayfa
Sonraki
Sayfa GENEL
BİLGİLER SAYFASINA DÖNÜŞ