Sanat'ın Tanımı
Bir uzaktan kumanda, bir düğme, kısa bir dokunuş, bir ufak temas ve korkunc bir güce erişen insan ırkının beyin gücü. Sonuc; yepyeni şiddetli çekinceler ve kabuslar. Bilim, endrüstri, tarım, teknoloji ve politik alanlarda zincirleme ortaya çıkan sürükleyici patlamalar. Artan özgürlüğüne rağmen iyice huzursuzlaşan kitleler. Özellikle ikinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan gelişmeler, insanların uzayın derinliklerini keşfi, küresel büyük sermaye hareketleri, inanılmaz ve acımacız katliamlar, teknolojik gelişmeler ve bunlarla beraber gelen tedirginlikler….
Bütün bu oluşumlar bugünkü toplumların sanatı algılayışını da bir şekilde biçimlendirdi. Artık bugün şu bir gerçekki insanların karşı karşıya kaldığı psiko-sosyal sorunlara terapi olabilecek alanlardan biri de, muhtelif kolları ile, sanattır. Duyarlılığının ve ruh özgürlüğünün hak arayıcısı ve aynası olan sanat eserleri bazı sınırları sürekli zorlayıp sürekli aşar ve duyguların üstün ve yoğun seviyelere çıkmasını sağlar. İnsan nesli düşünmeğe başladığı, duygu ve görüşlerini renkler, çizgiler ve simgeler halinde şekillendirerek ifade etmeğe başladığı andan itibaren sanatın tarihide şekillenmeğe başlamış oldu. Sanatta mükemmeli arayan insan ruhu ve zekası aslında belkide kendini aramaktadır. Maddi öğeler olduğu kadar; din, felsefe, bilim gibi manevi alanlarda birbirine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Her sanat eseri bir realitedir. Belli bir şeyi anlatır, ortaya ondan bir kesit koyar. Bir tiyatro oyunu, bir fotoğraf, bir tablo, bir şiir, bir roman, bir melodi veya benzer şeyler. Sanatçının algıladığı ve gerçeğe dönüştürdüğü bilgi aslında sanatın özüdür.
Bugün artık Türkçe'de, yapılan iyi kötü, alakalı alakasız, her şey için sanat ve yapanada sanatçı tanımı kullanılmaktadır. Aslında bu kelime gerçek manada Osmanlıcaya dayanmaktadır. Osmanlıcanın belkemiğini meydana getiren Arapça ve Farsçaya belli bir anlayışla ve basite indirgenerek bakılacak olursa, bu kelimenin el becerisi ve akıl kullanılarak yapılan işler için kullanıldığı görülür. (Duvar ustalığı, marangozluk vb.) Ancak Osmanlıcada kelime evrime uğramış ve bugün bizim anladığımız manada kullanılır hale gelmiştir. Hatta daha da ileri gidilmiş ve mesela “güzel konuşma sanatı” “askerlik sanatı” vesair şekilde de kullanılır olmuştur. Demek ki yapılan her ne olursa olsun bize güzel geliyorsa ve bizi etkiliyorsa, onu bir sanat olarak kabul ediyoruz. Bu da demektir ki yapılan iş yüceltildikçe sanat olgusuna daha yaklaşılmaktadır. Yani sanatın en önemli özelliklerinden biri de onun basit ve olağan şeylerin üstüne çıkabilmesidir. Kısaca sanatın yazılabilecek yüzlerce tarifi vardır. Ancak asıl olan insanın hissettiğidir. Halk arasında sanat kelimesi; insanların ihtiyaçlarından birisinin karşılanması konusunda öğretilen ve yapılan iş anlamında kullanıldığı gibi, ustalık, hüner, marifet anlamında da kullanılmaktadır. Maddi kazanç gözeten sanatlardan ayırabilmek için ise "güzel sanatlar" demek daha doğrudur. Bir başka ve belkide en doğru görüş ise; sanatı "İnsanların, tabiat karşısındaki duygu ve düşüncelerini çizgi, renk, biçim, ses, söz ve ritm gibi unsurlarla güzel ve etkili bir biçimde ve kişisel bir üslupla ifade etme çabasından doğan ruhsal bir faaliyettir." olarak tanımlar.
GENEL BİLGİLER SAYFASINA DÖNÜŞ